3 Ekim 2012 Çarşamba

İnternet alışverişi ve yaşanan heyecan dolu dakikalar

Bir yeni hikaye şöyle başlar:
Yeğenim için internetten aldığım bir neşe nesnesi için öncelikle siteye kayıt yaptırmam gerekti. Kayıt yaptırmadan da satıl alma seçeneğini görünce hemen o kısma geçtim. İlgili adresi, yeğenimin ismini filan verdim darken bana gelen emaillerde adımın yeğenimin adı olarak algılandığını anlayışımla hikayemiz başladı.
İkinci hadise fatura adresinin de hediye adresi ile aynı olduğunu farketmem oldu. Hemmen ilgili ve düzeltmeyi siteyi arayarak yaptım.
Yapacağım ilk telefon konuşması son olmayacaktı. Ertesi gün kargomun adreste kimse bulunamadığı için teslim edilemediğini bildiren bir email aldım. Teslim adresi olarak yeğenimin değil benim adresim görünüyordu. Yine hemmen UPS ile iletişime geçtim ve nasıl olur hanfendi ile başlayan cümlelerle kargonun hediye olduğu ve Ankara’ya gitmesi gerektiğini söyledim. Hanfendi de teslim edilemeyen kargonun benim faturam olduğunu söyledi. Ben de faturayı elden teslim etmeye ne gerek var ki diye çıkıştım. Sonra da iş adresimi vereyim mi diye sordum. Onlar da ilgili düzeltmeyi ancak ürünü satın aldığınız şirket yapabilir dedi. Ben de firmaya email attım (ebebek diyelim, sıkıldım). Daha onlardan cevap gelmeden UPS’ten kargonuz hiç tanımadığınız bir erkeğe teslim edilmiştir içeriğinde bir email aldım. Delirdim. Hemmen ilgili telefon konuşmaları dizisine devam ettim. Önce apartman görevlisini arayıp bu erkeği tanıyıp tanımadığını sordum. O da YOOO dedi. Sonra UPS’I arayıp iletişim bilgilerim hangi erkeğin eline geçti hanfendi diye çemkirdim. Onlar da hemen control edeceğiz dedi. Tabi bu noktaya gelene dek arkadaşınıza bırakılmış olamaz mı, komşunuz olmasın, gibicümlelerle beni ekarte etmeye çabaladılar. Ben de hayır efendim ne münasebet dedim. Ardından beşindi telefon konuşmamı apartman görevlisiyle yaptım. Bu insan bir komşu olmasın, diye araştırmaya giriştim ki, UPS kapıya geldi. Görevli, aha geldiler, dedi. Ben de, yupiyes mi, yani upese mi geldi, kahverengi, dedim. Onayı aldıktan sonra UPS görevlisini rica ettim. Görevli parmaklarının yanlışlıkla bir tuşa dokunduğunu,henüz bir teslimat işleminin gerçekleşmediğini, şimdi teslimatı apartman görevlisine yapabileceklerini belirtti. Ben de bir oh çekmekle birlikte size arayabilirler şimdi,az once kayıt bıraktım gibi bir açıklamaya giriştim. Açıklamasız bırakılmayı hiç sevmem, kimseyi de bırakmam. Ardından UPS beni arayıp, arkadaşımızın parmağı yanlış tuşa değmiş, dedi. (bu ikincisini ben yazdım ama adam ilk seferde gerçekten bu ifadeyi kullanmıştı. O kadar yaratıcı değilim yani.)
Hanya konya anlaşıldıktan sonra sakince bilgisayarımın başında oturmaktayken UPS’ten asıl hediye paketinin eksik adres bilgisi nedeniyle teslim edilemediğini bildiren bir başka email aldım. Ama nasıl olur canım darken artık UPS yerine adreste ikamet edip kuvvetli tartışmalara girebilecek kardeşimi aradım. Bu yaptığım ilk hata değildi. Kardeşim durumu araştırdıktan sonra beni aradı. UPS’in ısrarla adres eksikliğinden bahsettiğini, kendisinin de Çiğdem Hanım’I çok pis azarladığını, bi’ daha da UPS ile diyaloga girmeyeceğini (geçmiş hadiselere istinaden), neden sanki hediyemi kendim alıp götürmediğimi, gerekli adresi verdiğini, UPS aracının camdan göründüğünü ama acaba paketin teslimatını yapmayı becerip beceremeyeceklerini bilmediğini söyledi. Ben de bir yandan kardeşimi yatıştırırken bir yandan da ebebek sitesine girip yazdığım adresin kontrolünü gerçekleştirdim. Müthiş bir güvenle işte adres, falan filan sokak, Ankara diye atıldım ki kardeşimin, abla o sokakta hangi apartmana verecek ki adam,diyen sesini kulağımdan çıkan bir miktar ateş ile hissettim. Bu yaptığım ikinci hataydı ve ben asla hata yapmazdım. Hemen Çiğdem Hanım’dan özür dile, kapat artık kapat diyen kardeşimin sesiyle bu günkü maceram noktalandı. Henüz pate teslim edildi mi edilmedi mi bilmiyorum. Sormaya korkuyorum.