şen başlangıç
Ertesi gün
randevumuza tam zamanında gittim, heyecanlıydım. Yavaş yavaş –ve acıyla-
öğreneceğim kuaför jargonundan ilk kelime ile işleme başladık: Bir tutam saçım açılmak üzere kremimsi bir malzemeyle
tanıştı. Bu işlem yarım saat bekleme gerektiriyordu. Yine de halimden o kadar
memnundum ki koltuğa geçip alışveriş dergisi gibi bol renkli, parlak ve içi buram buram saç boyası kokan
dergilere bile bakmaya başladım. Dakikalar geçiyor saçım açıldıkça açılıyordu.
Yarım saatin sonunda kuaför folyoyu aralayıp kontrol etti ama tekrar sardı.
Bundan 10 dakika sonra yine aynı işi yaptı. Bundan bilmem kaç dakika sonra
“ısıtacağız artık” diyerek fönle aluminyum paketi ısıttı. Bundan bir asır sonra
yine ısıttı. Toplamda herhalde 1 saat sonra “böyle saç da %6-7 olur yani” dedi.
Dakikalar geçiyor, saçım açılmıyordu. Hayatımda ilk defa bir lokma boya
yaptırıyordum ve bu hal bana “bir daha yaptırma” der gibiydi. Saçım
direniyordu. Aferin ona.
direniş
En sonunda o an
geldi ve açılma işlemi tamamlandı. Bu
arada ruh halim epey bozuldu çünkü bi’ lokma gri bir araya toplansın diye bu
kadar vakit harcamış olmaya sinirlenmeye başlamıştım. Hayatımda kuaförde
geçirdiğim en uzun süre bu olmuştu ve kafam bir araya toplanmamış epey beyazla
doluydu zaten. Daha görmeden karar vermiştim: Çektiğime değmemişti.
Saç açılınca
berbat bir sarı olmuş bu da beni epey eğlendirmişti. Hemen fotoğraf çekeceğim
dedim çünkü kafamda bu rengi bir daha asla görmeyecektim nasıl olsa! Az sonra
grileşme işlemi başlamadan bu görüntüyü çekerken çırağın “kurutalım da öyle
çek” dediğini duyar gibi olup anlam veremedim, o an neşeliydim.
kuaförümün son gülümsemesi
Fakat birden
başka işlem uygulamadan saçım kurutulmaya başlandı. Kuaförüm açma işleminin
bittiğini belirtti. Ben “ama ben gri istiyordum, renk paletinden de gösterdim
size, bununla alakası yok ki” diyerek kulağımdan ateşler çıkarmaya başladım.
Kuaförüm de “e açık işte, beyaz oldu” gibi birşeyler geveledi. İsyanım büyürken
gülerek “hadi hadi getir boyayı” dedi çırağa. Güya beni kandırmışlardı. Bu adam
huyumu çok iyi öğrenmiş benimle oynuyordu. Kendimi buruşturulup bir tarafa
atılmış gibi hissetmem normal değil miydi bu durumda sevgili tüketimseverler?
Yine de o an içim rahatlamış ama kuaförümle ilişkimizi sorugulayarak griye
doğru ilerliyordum. Bir miktar boya saçımda bekledikten sonra yıkandım
kurulandım ve ortaya çıkan duman rengi olduğu iddia edilen rengin sarının en
açık, en yıpranmış, en nişantaşı hali olduğunu anladım. Bu durumda kuaförüm:
1.
Renk
körüydü.
2.
Benim
isteklerimi anlamıyor, anlasa da umursamıyordu.
3.
İlk
yıkamada işlem gerçekten bitmişti ve mutsuzluğumu görünce “biz zaten gri boyayı
hazırlamıştık” ayağına yatmıştı.
Sonuç korkunç
olmasa da kafamda zamanında çok defa “bir insan bunu kendine nasıl yapar*”
dediğim renkle mekanı terk ettim. Kaşınmıştım. Saç zaten güzel güzel
beyazlıyordu. Sadece birkaç yıl daha beklesem belki doğal olarak gelecekti istediğim
gri tutam.
kuaförümün saçı fönleyip boyalı bölgeyi ikiye ayırarak kullanma önerisi
Kuaförümün çırağı
çıkarken “sen birkaç güne gel ben ona bir gri cila atarım” dedi. Bu da öğrendiğim ikinci terim oldu. Sonraları
arkadaşlarımdan bu terimleri çokça duyacaktım.
Az önce, bir
Pazar günü, kuaförüm orada yokken çırağıyla buluşmaya gittim. “Osman Bey yok
ama” dediler. Ben de zaten kendisiyle görümeye gelmediğimi, bir cila işlemi için orada olduğumu
bildirdim. Kelimeyi nasıl cümle içinde kullanacağımı henüz öğrenememiştim.
Sonra adının Murat olduğunu öğrendiğim çırak saçıma kendi icat ettiğini
bildirdiği 4 saniye süren işlemi uyguladı. Bu icat tanımlaması beni korkutmuştu
ama işlem çoktan başlamıştı. Bu işlem, saça siyah boyanın kısacık bir süre
sürülüp yıkanması ve bu sayede sarının biraz grileşmesi oluyordu. Gerçekten de
biraz yeşile çalsa da artık saçım griydi. Fakat bunun tadını sadece 2 hafta
çıkarabilecektim. Sonra akacaktı ve açılmış saç uzanıp kesilene dek kafamdan yok
olmayacaktı. Bu da birkaç yıl demek olabilirdi! Ona neden o gün bu işlemi
yapmadıklarını sorduğumda “Osman Bey’in işine karışmak istemedim” diyerek ne
kadar prensipli olduğunu gösterdi bana. “E şimdi ne olacak söylecek misin ona”
diye sorduğumda ise “söylerim tabi ama o gün yapamazdım” dedi. Murat’tan
etkilenmiştim. Yılların kuaförü dururken üç günlük, akşamdan kalma –bunu az
önce kendisi söylemişti- Murat beni anlamış kalbimi çalmıştı. Osman Bey’in
boynuzu kulağını geçmişti.
Murat’la
aktığında yeniden buluşmak üzere sözleşip Şok marketin yolunu tuttum.
Mes’uttum.
Mes’uttum.
gri
*Sarışın tüketimsever dostlarım yanlış anlamasın lütfen. Beğenmediğim şey insanın sarışın olmadan bu kadar sarı olmaya çalışması. Sarışın olmayıp sarıya boyatanlar da kızmasınlar bana, neticede zevk meselesi sadece. Hikayemin şiddeti bozulmasın diye isyan içerisinde korkunç bir şeymiş gibi yazarak dillendirdim.
*Sarışın tüketimsever dostlarım yanlış anlamasın lütfen. Beğenmediğim şey insanın sarışın olmadan bu kadar sarı olmaya çalışması. Sarışın olmayıp sarıya boyatanlar da kızmasınlar bana, neticede zevk meselesi sadece. Hikayemin şiddeti bozulmasın diye isyan içerisinde korkunç bir şeymiş gibi yazarak dillendirdim.









