Bir yeni hikaye şöyle başlar:
Yeğenim için internetten aldığım
bir neşe nesnesi için öncelikle siteye kayıt yaptırmam gerekti. Kayıt yaptırmadan
da satıl alma seçeneğini görünce hemen o kısma geçtim. İlgili adresi, yeğenimin
ismini filan verdim darken bana gelen emaillerde adımın yeğenimin adı olarak
algılandığını anlayışımla hikayemiz başladı.
İkinci hadise fatura adresinin de
hediye adresi ile aynı olduğunu farketmem oldu. Hemmen ilgili ve düzeltmeyi
siteyi arayarak yaptım.
Yapacağım ilk telefon konuşması
son olmayacaktı. Ertesi gün kargomun adreste kimse bulunamadığı için teslim
edilemediğini bildiren bir email aldım. Teslim adresi olarak yeğenimin değil
benim adresim görünüyordu. Yine hemmen UPS ile iletişime geçtim ve nasıl olur
hanfendi ile başlayan cümlelerle kargonun hediye olduğu ve Ankara’ya gitmesi
gerektiğini söyledim. Hanfendi de teslim edilemeyen kargonun benim faturam
olduğunu söyledi. Ben de faturayı elden teslim etmeye ne gerek var ki diye
çıkıştım. Sonra da iş adresimi vereyim mi diye sordum. Onlar da ilgili
düzeltmeyi ancak ürünü satın aldığınız şirket yapabilir dedi. Ben de firmaya
email attım (ebebek diyelim, sıkıldım). Daha onlardan cevap gelmeden UPS’ten
kargonuz hiç tanımadığınız bir erkeğe teslim edilmiştir içeriğinde bir email
aldım. Delirdim. Hemmen ilgili telefon konuşmaları dizisine devam ettim. Önce
apartman görevlisini arayıp bu erkeği tanıyıp tanımadığını sordum. O da YOOO
dedi. Sonra UPS’I arayıp iletişim bilgilerim hangi erkeğin eline geçti hanfendi
diye çemkirdim. Onlar da hemen control edeceğiz dedi. Tabi bu noktaya gelene
dek arkadaşınıza bırakılmış olamaz mı, komşunuz olmasın, gibicümlelerle beni
ekarte etmeye çabaladılar. Ben de hayır efendim ne münasebet dedim. Ardından
beşindi telefon konuşmamı apartman görevlisiyle yaptım. Bu insan bir komşu
olmasın, diye araştırmaya giriştim ki, UPS kapıya geldi. Görevli, aha geldiler,
dedi. Ben de, yupiyes mi, yani upese mi geldi, kahverengi, dedim. Onayı
aldıktan sonra UPS görevlisini rica ettim. Görevli parmaklarının yanlışlıkla
bir tuşa dokunduğunu,henüz bir teslimat işleminin gerçekleşmediğini, şimdi
teslimatı apartman görevlisine yapabileceklerini belirtti. Ben de bir oh
çekmekle birlikte size arayabilirler şimdi,az once kayıt bıraktım gibi bir
açıklamaya giriştim. Açıklamasız bırakılmayı hiç sevmem, kimseyi de bırakmam.
Ardından UPS beni arayıp, arkadaşımızın parmağı yanlış tuşa değmiş, dedi. (bu
ikincisini ben yazdım ama adam ilk seferde gerçekten bu ifadeyi kullanmıştı. O
kadar yaratıcı değilim yani.)
Hanya konya anlaşıldıktan sonra
sakince bilgisayarımın başında oturmaktayken UPS’ten asıl hediye paketinin
eksik adres bilgisi nedeniyle teslim edilemediğini bildiren bir başka email
aldım. Ama nasıl olur canım darken artık UPS yerine adreste ikamet edip
kuvvetli tartışmalara girebilecek kardeşimi aradım. Bu yaptığım ilk hata
değildi. Kardeşim durumu araştırdıktan sonra beni aradı. UPS’in ısrarla adres
eksikliğinden bahsettiğini, kendisinin de Çiğdem Hanım’I çok pis azarladığını,
bi’ daha da UPS ile diyaloga girmeyeceğini (geçmiş hadiselere istinaden), neden
sanki hediyemi kendim alıp götürmediğimi, gerekli adresi verdiğini, UPS
aracının camdan göründüğünü ama acaba paketin teslimatını yapmayı becerip
beceremeyeceklerini bilmediğini söyledi. Ben de bir yandan kardeşimi yatıştırırken
bir yandan da ebebek sitesine girip yazdığım adresin kontrolünü
gerçekleştirdim. Müthiş bir güvenle işte adres, falan filan sokak, Ankara diye
atıldım ki kardeşimin, abla o sokakta hangi apartmana verecek ki adam,diyen
sesini kulağımdan çıkan bir miktar ateş ile hissettim. Bu yaptığım ikinci
hataydı ve ben asla hata yapmazdım. Hemen Çiğdem Hanım’dan özür dile, kapat
artık kapat diyen kardeşimin sesiyle bu günkü maceram noktalandı. Henüz pate
teslim edildi mi edilmedi mi bilmiyorum. Sormaya korkuyorum.

ebeburcu
YanıtlaSildevamını heyecanla bekliyoruz..
YanıtlaSilÇiğdem hanıma karşı mahcubiyetim hala devam ediyor. Ne zaman bir ups kamyonu görsem yakındaki bir ağacın, arabanın, duvarın arkasına saklanıyorum...
YanıtlaSil